GKRY ve Hizbullah

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın Güney Kıbrıs yönetimini, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırısına destek olmaması konusunda uyarıp tehdit etmesi birçok kimseyi şaşırttı.

Hâlbuki GRKY ve İsrail arasındaki 1990’lardan itibaren gelişen ilişkileri takip edenler açısından bu olup bitenler hiç de şaşırtıcı değildi.

2009 Davos’ta yaşanan kriz ve Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin gerilmesi sonrasında GRKY-İsrail ilişkileri her alanda derinleşti.

İsrail ordusu ve GKRY ordusu, Güney Kıbrıs’ın hava sahasında ve Akdeniz’de ortak tatbikatlar yapmaya başladı.

Bütün bu ilişkilerin temelinde ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur.’ anlayışı yatıyor.

Diğer taraftan GKRY’nin, önünü arkasını düşünmeden; takıntılı bir şekilde Türkiye karşıtı her hareketin ve ittifakın parçası olma stratejisinin de iki taraf arasında gelişen ilişkilerde payının olduğu bir gerçek.

Nasrallah’ın GRKY’ye yönelik son tehditlerinin ortaya çıkardığı en önemli gerçek, Rum yönetiminin bazı beklentiler ve cesaretlendirmelerle boyundan büyük işlere kalkıştığıdır.

Zira ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Hasan Nasrallah’ın durduk yere AB üyesi bir ülkeyi tehdit etmesinin bir manası yok. Rum yönetimi mutlaka İsrail’le kamuoyuna yansıyan askerî iş birlikleri ve tatbikatların ötesinde bir angajmana girmiş olmalı.

Hizbullah’ın İsrail’e yönelik açıklamalarından ve yayınladığı videolardan anlaşılan, topyekûn bir savaş durumunda İsrail’in birçok askerî havalimanının kullanılamaz hâle geleceğidir.

Acaba İsrail ile Rum yönetimi arasında yapılan gizli bir anlaşmayla böyle bir durumda GKRY’deki üsler mi devreye girecekti?

Görünen o ki Rumlar, Türkiye nefreti gözlerini kör ettiği için birileri tarafından nasıl bir bataklığa sürüklendiklerinin farkında değiller.

 

Doç. Dr. Enes Bayraklı, Türkiye Araştırmaları Vakfı başkan yardımcısıdır.

Bu yazı ilk olarak 22.06.2024 tarihinde Diriliş Postası’nda yayımlanmıştır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu