Voleybola Fazladan Mana Yükleme

Dünyada 8 binden fazla sayıda spor çeşidinin olduğu tahmin ediliyor.

Bunlar arasında 200 spor çeşidinin ise uluslararası tanınırlığı var.

Özellikle gelir düzeyi yüksek Batı ülkelerinde, seyirlik bir eğlence aracı olmasının yanı sıra gündelik hayatta sağlıklı olmak ve nitelikli vakit geçirmek için çok farklı spor dalları oldukça yaygın.

Ülkemizde ise bu çeşitliliğin çok dar olduğunu söyleyebiliriz.

Futbol, basketbol ve voleybol gibi birkaç popüler spor dışındaki branşlar sadece gelir düzeyi yüksek belli bir azınlığın ilgi alanına giriyor.

Milletçe büyük başarılara duyduğumuz özlem ve Batı karşısında kendimizi ispat etme ihtiyacı, ülkemizde spor alanındaki başarılara çok fazla manalar yüklenmesine neden oluyor.

Bunun da ötesinde spor müsabakalarının zaman zaman kimlik tartışmaları için de araçsallaştırıldığını görüyoruz.

Türkiye Kadın Millî Voleybol Takımı’nın son dönemdeki başarıları şüphesiz herkes tarafından takdir ediliyor ve edilmeli ama diğer taraftan ülkemizdeki bir kısım insanın, bu başarıları ülke içerisindeki siyasal tartışmalar için kullanmaya çalıştığını da görüyoruz.

Kadın voleybol takımının ideal cumhuriyet kadını olarak lanse edilmesinin arka planında, bu çarpık ideolojik tutum yatıyor.

İşte bütün bu tartışmalar, normal bir spor branşına ve spor branşında emek veren sporculara bambaşka ideolojik bir mana yüklüyor.

Bunun neticesinde beklentilerin ve ayrıcalıklı muamele isteklerinin arttığına şahit oluyoruz.

Kadın voleybol takımı ile ilgili başlatılan “business class” tartışmaları işte bu temelden güç alıyor.

Haddizatında bakanların bile ekonomi sınıfında seyahat etmesi gerektiğini talep edenlerin, sporcular için “business class” taleplerinin anlaşılabilir bir tarafı bundan dolayı yok.

Batı dünyasına baktığımızda yüzlerce spor dalında şampiyon olan, rekorlar kıran binlerce sporcunun gayet de mütevazı bir hayat yaşadıkları ve ekonomi sınıfında seyahat ettiklerini görüyoruz.

Bizim de sağlıklı olan her şeyi; olması gerektiği gibi, olması gerektiği yerde değerlendirerek normalleştirmemiz gerekiyor. Voleybol sadece voleybol olmalıdır; fazlası değil.

Doç. Dr. Enes Bayraklı Türkiye Araştırmaları Vakfı Başkan Yardımcısıdır.

Bu yazı ilk olarak 01.06.2024 tarihinde Diriliş Postası’nda yayımlanmıştır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu