Türkiye-Avusturya İş Gücü Anlaşmasının 60. Yıl Dönümü

Bugün Türkiye ile Avusturya arasında imzalanan ikili iş gücü anlaşmasının 60. yıl dönümü. Peki bu 60 yıllık süreçte Türk diasporası nasıl oluştu ve mevcut durum bizlere ne gösteriyor?

Türkiye’nin Avusturya ile 15 Mayıs 1964 tarihinde Viyana’da imzalamış olduğu Avusturya’ya Türk İşgücü Celbi ve Türk İşçilerinin Avusturya’da İstihdamına Dair Türkiye Cumhuriyeti ile Avusturya Cumhuriyeti Arasındaki Anlaşmahükümlerinin 17 Eylül 1964 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesinin ardından Türkiye’den Avusturya’ya iş gücü göçü başladı. Anlaşmanın temelinde her iki ülkenin çıkarları da ön plana çıkarılıyordu. Avusturya, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından gelişen ve üretim kapasitesi artan sanayi sektöründe çalıştırmak üzere ihtiyaç duyduğu iş gücünü Türk işçileri ile karşılamak isterken; Türkiye, işsizlik sorununu çözmek ve ülkeye döviz girişi sağlamak istiyordu. Bu çerçevede Türkiye’den Avusturya’ya 1970’lerin başına kadar 36.960 Türk işçi göç etti. 1973 yılında OPEC petrol krizinin patlak vermesiyle yaşanan ekonomik daralma nedeniyle Avusturya iş gücü alımını durdurdu ve hatta birçok göçmen işçiyi sözleşmelerini feshederek ülkelerine gönderdi. Buna rağmen Türklerin büyük bir kısmı Türkiye’ye dönmeyip Avusturya’ya kalıcı olarak yerleşti ve orada doğup büyüyen nesiller yetiştirmeye başladı. İş sürelerinin dolması, Avusturya’nın geri dönüşü teşvik etmesi veya kişisel sebeplerle Türkiye’ye dönenlerin bir kısmı da 1980’lerde Avusturya’nın ekonomisi tekrar büyüyüp iş gücü ihtiyacı doğurduğunda yeniden Avusturya’ya göç etti. Günümüze kadar da aile birleşimleri, evlilik göçü (ithal gelin-damat), beyin göçü, eğitim amaçlı göç, girişimcilik göçü ve iltica gibi şekillerde Türkiye’den Avusturya’ya göç eğilimi devam etti. Böylece iş gücü anlaşması ile temeli atılan Türk diasporası, çeşitli göç etme eğilimleri ile oluşmaya başladı.

Diaspora Kavramı

Tam bu noktada, diaspora kavramının evrensel olarak kabul edilmiş bir tanımı olmadığını belirtmek gerekir. Akademik yazında Gabriel Scheffer, William Safran, Rogers Brubaker ve Robin Cohen gibi akademisyenler bu kavramı çeşitli şekillerde tanımlarlar. Kapsamlı ve güncel olması nedeniyle Cohen’in diaspora tanımını referans alabiliriz. Buna göre bir topluluğun diaspora olarak tanımlanabilmesi için; ortak kültürel mirasa, tarihe ve mite sahip olması, travmatik bir şekilde ya da iş imkanı/ticaret arayışı gibi nedenlerle anavatanından ayrılarak birçok ülkeye dağılması, dağıldığı yerlerde uzun yıllar boyunca güçlü bir etnik grup bilincine sahip olarak anavatana dair kolektif hafızayı paylaşması, aynı etnik kökenden kişilerle dayanışma içinde olması ve bundan dolayı mesken ülkelerde ayrımcılığa maruz kalması gerekir.

Türk diasporası da özünde bu kavramsal çerçeveye mükemmel bir şekilde uymaktadır. Öyle ki; ortak bir tarihi, kültürü, kaderi ve anavatana dair kolektif hafızayı paylaşan, istihdam arayışı gibi çeşitli nedenlerle dünyanın dört bir yanına dağılarak varlığını sürdüren, uzun yıllardır güçlü bir etnik grup bilinci taşıyan ve dünyadaki diğer Türklerle dayanışma halinde olan Türkleri ve onların nesillerini Türk diasporası olarak tanımlayabiliriz. Avusturya’daki Türkler de pek tabi ki Türk diasporasının bir parçasıdır. Herhangi bir etnisite, ideoloji ya da dini inanış ayrım yapmadan Avusturya’daki Türk diasporasının öznelerini; Türk kökenli Avusturya vatandaşları ve onların alt soyları, izin almak suretiyle vatandaşlıktan çıkan Mavi kart hamilleri ve onların alt soyları ile kültürlerarası evlilikten doğanlar ve onların alt soyları olarak sayabiliriz.

Bugün Avusturya’da yaşayan Türk diasporasının nüfusunun 300 bin civarında olduğu belirtiliyor. Büyük bir kısmı başkent Viyana’da yaşayan bu nüfusun yoğun olduğu eyaletler sırasıyla Aşağı Avusturya, Vorarlberg, Yukarı Avusturya, Tirol, Salzburg, Steiermark, Burgenland ve Kärnten. Hatta Tirol’ün Innsbruck şehrine bağlı Telfs belediyesi, Türk kasabası olarak biliniyor. Bu bölgelerde yerleşik Türk diasporası bir yandan anadilinde konuşup işletmelerinde Türk mutfağını ve kültürünü yansıtan ürünler satarken bir diğer yandan da Türk kültürünü Avusturya toplumuna tanıtarak bölgenin kültürel zenginliğine katkı sağlıyor. Fakat onların bu aşamaya gelmesi hiç kolay olmadı; aksine yerleşme dönemlerinde kültür şoku, dil bariyeri, yaşlı-çocuk bakımı, barınma, çalışma koşulları, çocukların eğitimi gibi pek çok konuda zorluk yaşayıp ayrımcılığa uğradılar.

Örgütlenme Süreci

Bu zorlukları aşmak amacıyla da örgütlenmeye başlayıp ihtiyaçları doğrultusunda, Avusturya Türk Federasyon ve Avusturya Türk İslam Kültür ve Sosyal Yardımlaşma Birliği gibi, pek çok sivil toplum kuruluşu (STK) kurdular. Günümüzde halen faaliyette olan bu STK’lar ihtiyaçlara çözüm getirmeye çalışmanın yanı sıra gerek milli ve dini bayramları kutlamak üzere düzenledikleri faaliyetler gerekse de anadilin öğrenilmesi için düzenledikleri faaliyetlerle ortak bir kültür ve hafızayı paylaşan Türk diasporasının sahip olduğu bilinci kuvvetlendirmeye katkı sağlıyor. Kimliğin korunması ve aktarılması hususunda STK’ların çalışmasına ek olarak Türk diasporası, toplum olarak da çeşitli faaliyetler düzenliyor. Örneğin geçtiğimiz Ramazan ayında, Vorarlberg eyaletinde Ramazan Festivali organize edip bu festivalde Türk kültürünü, yemeğini ve folklorunu tanıttılar.

İş ve İstihdam

İkili anlaşmanın üzerinden geçen tüm bu 60 yıllık süreçte Türk diasporası, misafir işçiden göçmene, göçmenden Türk asıllı Avusturyalıya dönüştü. Bu çerçevede, başlangıçta belli bir süre çalışıp para biriktirdikten sonra Türkiye’ye dönmeyi amaçlayan misafir işçiler zamanla işveren haline geldi. Bugün Avusturya’da Türk diasporası tarafından işletilen 6.500 civarında işletme olduğu ve bu işletmelerde büyük çoğunluğu Türk olmak üzere 10 bin kişinin istihdam edildiği tahmin ediliyor. Bu işletmelerin 2002-2023 yılları arasında anavatan Türkiye’ye yapmış olduğu yatırımlar ise neredeyse 11 milyar $’ı buldu. Tüm bu süreçte Avusturya’daki Türk diasporası için değişmeyen bir şey oldu: anavatana aidiyet hissi ve dayanışma duygusu.

Türkiye Seçimlerine Katılım

Anavatana aidiyet hissini seçimlere katılma eğilimi üzerinden okuyabiliriz. Yurt dışında sandık kurulması uygulamasına geçildikten sonra gerçekleştirilen 7 Haziran 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinde Avusturya’daki Türk diasporası seçmen sayısı 37 bin, 1 Kasım 2015 Milletvekili Genel Seçimlerinde 45 bin, 16 Nisan 2017 Referandumunda 53 bin, Haziran 2018 Milletvekili Genel Seçimlerinde ise 108 bin civarındaydı. Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde bu sayı neredeyse 112 bine ulaştı. Avusturya’daki Türk seçmenin sayısı arttığı gibi içlerinden seçimlere katılanların oranı da her seçim dönemi mutlak surette artış gösterdi. Bu artış, Türk diasporasının Türkiye’ye olan aidiyetinin ve bağlılığının en somut göstergelerinden biri çünkü oy verme yoluyla bir yandan vatandaşlık görevini yerine getiriyor bir yandan da beklentilerini anavatan siyasetinin gündemine taşıyorlar.

Dayanışma

60 yıldır korudukları kimlikleri ve anavatana aidiyet duygusu onları Türkiye’deki Türklerle de dayanışma halinde tutuyor. Anavatan ile dayanışma halinde olmanın en somut göstergelerinden biri hiç kuşkusuz Kahramanmaraş Merkezli 6 Şubat 2023 Depremi. Avusturya’daki Türk diasporası, depremden etkilenenler için ivedilikle yardım kampanyası düzenleyip Türkiye’ye hem maddi hem de ayni yardım gönderdiler.

Sonuç olarak Avusturya’ya göçün 60. yıl dönümünde, Türk diasporasının bir yandan Avusturya’nın toplumsal yaşamına önemli bir zenginlik katarken bir diğer yandan da Türk kimliğini ve Türkiye ile olan bağlarını koruduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca Türk diasporasının bugün iki ülke arasında bir köprü oluşturduğunu da unutmamamız gerekir.

[M. Derya Canpolat Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nde doktora yapmaktadır. Uluslararası göç ve Türk diasporası konularını çalışmaktadır.]

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu