Güvenlikten İş Birliğe: Türkiye ve Irak Arasında Derinleşen Bağlar

Bölgesel güvenlik ve istikrarın sağlanmasında kritik bir role sahip olan Türkiye ve Irak, stratejik konumları ve karşılıklı bağımlılıkları nedeniyle önemli iki komşudur. Bu iki ülke arasındaki güvenlik ilişkileri, terörle mücadele, enerji güvenliği, siyasi istikrar ve insani meseleler gibi birçok alan iş birliğini zorunlu kılıyor. İş birliğinin derinleştirilmesi hem bölgesel barış hem de iki ülkenin iç güvenliği açısından büyük önem taşıyor. Bu çalışma, Türkiye ve Irak arasındaki güvenlik ilişkilerinin mevcut durumunu, karşılaşılan zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelmek için atılması gereken adımları ele alıyor.

 Türkiye ve Irak, terörle mücadelede sınır ötesi operasyonlar ve istihbarat paylaşımı gibi konularda sıkı iş birliği yaparak bölgesel güvenlik tehditlerine karşı koymayı amaçlıyor. Özellikle PKK gibi terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı ortak stratejiler geliştiren iki ülke, sınır güvenliğini artırmak için teknolojik ve lojistik yatırımlar yapıyor. Siyasi alanda ise, Irak’ın iç siyasi dengelerine saygılı bir yaklaşım sergileyerek, etnik ve dini gruplar arasında diyaloğu teşvik ediyor ve bölgesel istikrarı destekliyor. Ekonomik iş birliği bağlamında, enerji sektöründeki ortak projeler, iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırırken, enerji yollarının güvenliğini sağlama konusunda da birlikte hareket etmelerini sağlıyor. İnsani yardım ve göçmen krizlerinde ise, Türkiye ve Irak ortak mülteci politikaları geliştirerek bölgedeki insani sorumlulukları paylaşıyor.

Terörle Mücadele ve Sınır Güvenliği Perspektifi:

Türkiye ve Irak özellikle PKK, DEAŞ, El-Kaide gibi terör örgütlerinin faaliyetlerine karşı sınırlarını güvence altına almak için birbirleri ile iş birliği yapma gereksinimi duyuyor. Bu örgütler, bölgede operasyonlar yaparak ülkelerin güvenliğini tehdit ediyor, bu da iki ülke arasında güvenlik iş birliğini zorunlu kılıyor. Türkiye ve Irak, sınır güvenliğini artırmak ve terör örgütlerinin faaliyetlerini sınırlamak için daha etkin iş birliği yapma potansiyeline sahiptir. Bu amaçla düzenli olarak güvenlik toplantıları yapılması, ortak sınır devriyeleri ve hava izleme sistemlerinin kurulması gibi pratik adımlar atılabilir. Ayrıca, terörle mücadelede eğitim ve kapasite geliştirme programlarının hayata geçirilmesi, güvenlik güçlerinin etkinliğini artırabilir ve böylece sınır bölgelerindeki istikrarı sağlayabilir. Bu faaliyetlerin uygulanmasıyla Türkiye ve Irak, sınır güvenliğini güçlendirerek terör örgütlerinin sınır geçişlerini engelleyebilir ve bölgesel istikrarı koruyabilirler. Ayrıca, bu iş birliği ve ortaklıklar, iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleşmesine ve bölgesel güvenliğin artmasına da katkı sağlayabilir.

Enerji Güvenliği ve Ekonomik İş birlikleri:

Türkiye, enerji ihtiyaçlarının önemli bir kısmını Irak’tan sağlamaktadır. Bu nedenle, Irak’ın kuzeyindeki petrol sahaları ve bu petrolün Türkiye üzerinden dünya pazarlarına taşınması, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliklerinin temelini oluşturuyor. Enerji güvenliği, genel güvenlik meseleleriyle doğrudan ilişkili olduğu için enerji yollarının güvenliği hem ekonomik hem de stratejik açıdan kritik öneme sahip oluyor. Enerji güvenliği, Türkiye ve Irak için stratejik bir öncelik taşıyor. Türkiye, Irak’ın petrol ve doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesi ve taşınması süreçlerinde merkezi bir rol oynayarak enerji koridoru olarak konumunu daha da pekiştirebilir. Bu doğrultuda, yeni boru hatları ve altyapı projelerinin ortak geliştirilmesi önemli bir adım olabilir. Bu projeler, enerji nakil kapasitesini artırarak bölgedeki enerji güvenliğini sağlayabilir ve ekonomik iş birliğini güçlendirebilir.

Ayrıca, enerji ticaretinde gümrük işlemlerinin basitleştirilmesi, Türkiye ve Irak arasındaki enerji ticaretinin kolaylaştırılmasına yardımcı olabilir. Bu adım, ticaretin engellerini azaltarak ekonomik iş birliğini teşvik edebilir ve enerji kaynaklarının daha verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayabilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarının keşfi ve iş birliği için ortak çalışmalar da önemli bir potansiyele sahip gözüküyor. Türkiye ve Irak, güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyelini değerlendirerek enerji üretiminde çeşitliliği artırabilir ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunabilirler. Bu potansiyel faaliyetlerin uygulanmasıyla Türkiye ve Irak, enerji güvenliğini sağlamak ve ekonomik iş birliğini güçlendirmek için ortak çabaları bir araya getirebilirler. Bu da hem bölgesel istikrara katkı sağlayacak hem de her iki ülkenin çıkarlarına hizmet edecektir.

Bölgesel Çatışmalar ve Diplomasi:

Türkiye ve Irak, bölgesel çatışmaların etkisi altında farklı pozisyonlar alabilir, özellikle Suriye iç savaşı gibi olaylar bağlamında. Bu durum, iki ülke arasındaki diplomatik ve güvenlik ilişkilerini etkileyebilir. Türkiye’nin bölgesel güvenlik ve dış politika stratejileri, Irak’la olan ilişkilerinde de önemli bir rol oynamaktadır. Bu bağlamda, iki ülke, bölgesel barış ve istikrar için arabuluculuk ve diplomatik çabaları artırarak kilit rol oynayabilir. Bölgesel konferanslar düzenlemek çatışma çözümü için platformlar oluşturabilir. Bu konferanslar, bölgesel tarafları bir araya getirerek diyaloğu teşvik edebilir ve çatışmaların barışçıl bir şekilde çözülmesine katkı sağlayabilir. Türkiye ve Irak, ortak barış inisiyatifleri ve insani yardım programları yoluyla bölgesel istikrar için birlikte çalışabilirler. Bu inisiyatifler, bölgedeki insanların ihtiyaçlarını karşılayarak insani yardımın etkin bir şekilde sağlanmasına ve çatışma bölgelerinde barışın tesis edilmesine yardımcı olabilir. Diplomatik ilişkileri derinleştirecek çok taraflı iş birlikleri geliştirmek de önemlidir. Türkiye ve Irak, bölgesel aktörlerle birlikte çalışarak bölgedeki çatışmaların çözümü için diplomatik çabalarını koordine edebilir ve böylece bölgesel istikrarı sağlayabilirler.

İnsani Yardım ve Göçmen Krizleri:

Bölgesel istikrarsızlıkların etkisiyle Irak’tan Türkiye’ye yönelen göç dalgaları, her iki ülke için  hem güvenlik açısından hem de insani açıdan çeşitli sorunlara yol açmaktadır. Türkiye, Irak’tan gelen mülteciler için önemli bir transit ve hedef ülke hâline gelmiştir. Bu durum, iki ülke arasında iş birliği yapılmasını gerektiren insani ve güvenlik sorunlarına yol açıyor. Bunu önlemek için ilk olarak, ortak mülteci kampı yönetimi ve insani yardım koordinasyonu gibi faaliyetlerin gerçekleştirilmesi önemli gözüküyor. Türkiye ve Irak, mülteci kamplarının yönetimini birlikte ele alarak mültecilere gerekli insani yardımı sağlayabilir ve bu süreçte koordineli bir şekilde hareket edebilir.

İkincisi, göçmenlerin kayıt altına alınması ve yasal statülerinin düzenlenmesi için iş birliği yapılması gerekiyor. Türkiye ve Irak, göçmenlerin yasal statülerini belirlemek ve haklarını korumak için ortak bir çerçeve oluşturarak bu süreci etkili bir şekilde yönetebilir.

Üçüncüsü, sağlık ve eğitim hizmetlerinin mültecilere yönelik genişletilmesi önemlidir. Türkiye ve Irak, mültecilerin sağlık ve eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için iş birliği yaparak bu hizmetlere erişimlerini kolaylaştırabilir. Bu potansiyel faaliyetlerin uygulanmasıyla Türkiye ve Irak, insani yardım ve göçmen krizleriyle başa çıkmak için ortak bir çaba göstererek bölgesel istikrarı koruyabilir. Bu çabalar, mültecilerin yaşam koşullarını iyileştirerek insan onurunu korumaya ve toplumsal barışı sağlamaya katkıda bulunabilir.

Sonuç olarak, Türkiye ve Irak arasındaki güvenlik ilişkileri, her iki ülkenin de karşı karşıya olduğu çeşitli zorluklar karşısında önemli bir iş birliği alanıdır. Terörle mücadele, enerji güvenliği, siyasi istikrar ve insani krizler gibi konularda yapılan ortak çalışmalar, bölgesel barış ve güvenliğin temel taşlarını oluşturmaktadır. Bu iş birliği, sadece mevcut sorunların üstesinden gelmek için değil aynı zamanda daha güvenli ve istikrarlı bir bölgesel ortam yaratmak için de büyük önem taşıyor. İlerleyen dönemlerde, bu iş birliklerinin daha da derinleştirilmesi ve genişletilmesi beklenmekte, çünkü bu hem Türkiye’nin hem de Irak’ın karşılaştığı güvenlik tehditlerine karşı koymada hayati bir rol oynuyor.

[Dr.Sibel Bülbül Pehlivan, Türkiye Araştırmaları Vakfı araştırmacısıdır.]

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu