ABD-İran Geriliminde Yeni Aşama: Kule 22 Saldırısı

28 Ocak 2023 Pazar günü akşam saatlerinde Ürdün’de konuşlu bulunan Kule-22 isimli ABD askeri lojistik üssüne kamikaze İHA saldırısı düzenlenmiştir. Saldırı sonucunda 3 Amerikan askeri ölürken 40’a yakın Amerikan askerinin yaralı olduğu, bazı iddialara göre bunlardan 8’inin durumunun da ciddi olduğu belirtilmiştir. Saldırı İran destekli milislerce yapılmıştır. Bu doğrultuda, ABD kaynaklarına göre saldırının Irak’taki Ketaib Hizbullah tarafından gerçekleştirildiği değerlendirilmiştir. Buna ek olarak Ketaib Hizbullah lideri “Ebu Fadak” isimli milis liderinin sorumluluğu dahilinde söz konusu saldırının gerçekleştirildiği de açık kaynaklara yansımıştır. Bu argümanla bağlantılı olarak saldırının Irak kaynaklı olduğu da ileri sürülen iddialar arasında yer almaktadır. Ancak saldırının nereden ve nasıl gerçekleştirildiği henüz netleşmemiştir. Diğer taraftan, Irak’taki İran destekli milis grupların 7 Ekim sonrası İsrail limanlarını hedef alan saldırılar meydana gelmiştir. Bu saldırılar Irak kaynaklı olup saldırılarda kamikaze İHA’lar kullanılmıştır.

Buna karşın, 2 Şubat 2024 Cuma günü gece saatlerinde ABD Ürdün’deki Kule 22 saldırısına misilleme olarak Suriye ve Irak’taki İran destekli milis gruplara ait 85’ten fazla noktayı hava saldırılarıyla hedef almıştır. Saldırıda İran destekli milis gruplara ait askeri depolar, mevziler ve yerleşkeler vurulmuştur. Söz konusu hava saldırıları sonrası hedeflerin sayısı ve kapsamı üzerine yapılan vurgular, İran başta olmak üzere Çin ve Rusya’ya da caydırıcı bir mesaj verme motivasyonu taşımaktadır.

Bununla beraber, 2021 yılında Suriye-Ürdün sınırında konuşlu bulunan ABD’nin Tenef askeri üssüne kamikaze İHA saldırısı gerçekleştirilmiş, saldırı sonucunda aktif Patriot hava savunma sistemlerine rağmen üste büyük çaplı tahribatlar meydana gelmiştir. Bu saldırıyla birlikte Tenef üssü dahilinde hava savunma zafiyeti olduğu ortaya çıkmıştır. Tenef üssüne yapılan kamikaze İHA saldırısı, asimetrik saldırıların temel göstergelerinden birisi olan zafiyetlerin etkili bir şekilde kullanımı açısından önemli bir örnek sunmuştur. Nitekim Tenef üssünden tecrübe edilen bu zafiyet dikkate alınarak üç yıl sonrasında yeni bir kamikaze İHA saldırı yöntemi geliştirilerek bu yöntem Kule-22 saldırısında kullanılmıştır. Bu açıdan 2021’deki Tenef üssü saldırısı Kule-22 saldırısıyla bağlantılı görülmektedir.

Saldırının nereden gerçekleştirildiğine yönelik ihtimal ve seçeneklerden bahsetmek mümkündür.  Bu çerçevede birinci ihtimal olarak Deyre Zor ve El-Bukemal bölgesinde bulunan İran destekli milis güçlere ait İmam Ali üssü kaynaklı olduğu üzerine durulmaktadır. İmam Ali üssü, son iki yıl ağırlıklı olmak üzere İsrail hava saldırılarında istikrarlı olarak hedef alınan İran destekli milis gruplara ait askeri bir yerleşkedir.

İkinci ihtimal ise Ürdün-Irak sınırına yakın bir bölge ya da doğrudan Ürdün içinden olmak üzere ağırlık kazanmaktadır.  Saldırı öncesi Deyre Zor’a İHA eğitmenleri ve askeri danışmanların gönderildiğine dair raporlar da açık kaynaklara yansımıştır.

Birinci ihtimal, bölgedeki önceki asimetrik saldırı örnekleri ve davranış modelleri dikkate alındığında ön plana çıkarken ikinci ihtimal de önemli görülmektedir. Nitekim 7 Ekim sonrası İran destekli milis grupların Suriye’den Ürdün’e yönelik gerçekleştirilen sınır ihlalleri gündeme gelmiştir.  Buna karşın 2023 yılı aralık ayında Ürdün ordusu bu sınır ihlallerini hedef alan hava saldırısı düzenlemiştir. Bununla birlikte, sınır ihlallerinin uyuşturucu kaçakçılığı maksatlı olduğu belirtilmiştir.

Söz konusu kaçakçılık ve sınır ihlalleri, saldırının Ürdün kaynaklı olabileceği ihtimallerini yükseltmektedir. Buna bağlı olarak, Ürdün tarafının hava savunma önlemleri açısından diğer taraflara görece savunmasız kaldığını söylemek mümkündür. Özellikle Kule-22 üssünün hava savunma sistemleri ile korunmadığı iddiası da bu durumu güçlendirmektedir. Nitekim Kule-22 üssüne saldırı sonrası Ürdün’ün ABD’den Patriot hava savunma sistemi istediği gündeme gelmiştir.

Kule-22 Saldırısı ve Muhtemel Motivasyonlar

 Saldırı öncesinde ABD ve İsrail’in El-Bukemal bölgesini hava saldırılarıyla hedef aldığı bilinmektedir. Yine saldırının hemen öncesinde ABD’nin Suriye ve Irak’taki askeri varlığını çekeceği tartışmaları da gündeme gelmiştir. Tenef üssüyle bağlantılı hedef alınan Kule-22 üssü ABD’nin Irak-Suriye sınırını kontrol altına almak ve bölgedeki İran aktivitelerini sınırlandırmak üzere kullandığı üslerdir.

Tenef üssü özellikle El-Bukemal bölgesi başta olmak üzere Irak-Suriye sınır geçiş hattını kontrol ederken İran-Irak-Suriye üzerinden devam eden askeri lojistik hattının kesilmesinde önemli roller oynamaktadır. Bu açıdan, İran’ın bölgedeki vekil güçleri askeri ve teknik anlamda tahkim etmesinde bu güzergâh önemli bir rol oynamaktadır. Tenef üssünün bu güzergâhı bloke etmek üzere son zamanlarda ABD’nin askeri aktivitelerinde etkin roller üstlendiği bilinmektedir. Bu anlamda, saldırının Tenef üssü merkezli askeri faaliyetlere karşı bir tepki ve reaksiyon olarak geliştiğini söylemek mümkündür.

Diğer taraftan, Ürdün’ün İran ve desteklediği gruplar için stratejileri açısından konumu da önemli bir yerde durmaktadır. Ürdün; Irak, Suriye, Suudi Arabistan ve İsrail arasında konumlanan jeopolitik tampon ülke konumuyla İran ve uzantılarının doğrudan aktif olmadığı bir cephedir. Ancak İsrail’e doğrudan sınırları olması açısından (İsrail’in Doğu Sınırları) Ürdün’ün İran ve destekli gruplar için önemli bir cephe olduğu değerlendirilmektedir.  2021 yılında ABD’nin bölgedeki askeri varlığının bir kısmını Ürdün’e kaydıracağı gelişmeleriyle bağlantılı olarak Ürdün’ün İran ve uzantılarının gündemine girdiği anlaşılmaktadır.

Başta İran ve vekillerinin yakın zamandaki Ürdün ilgisi Aksa Tufanı sonrasında Suriye ve İran destekli Iraklı Şii milislerin Ürdün sınırına doğru akın etmesi örnekleri ile görülmüştür. Diğer taraftan, Aksa Tufanı sonrası İsrail’in Filistinlilerin bir kısmını zorla Ürdün’e göndereceği yönünde planlar ve iddialar da gündeme gelmiştir. Tüm bu gelişmelere bağlı olarak 7 Ekim sonrası Ürdün görece kırılgan bir ülke olarak konumlanmıştır. Ayrıca, ABD’nin askeri varlığını bölgeden çekmesi durumunda ya da askeri varlığını kaydırması durumunda Ürdün’ün önem kazanacağını söylemek mümkündür. Bilhassa ABD, Irak ve Suriye’den askeri varlığını çekse bile Ürdün dahilinde askeri birliklerini korumak isteyebilecektir. Nitekim 2023 yılı haziran ayı içerisinde ABD en stratejik savaş uçaklarından F-22 Raptor’ları da Ürdün’e konuşlandırmıştır. Aksa Tufanı sonrasında ABD’nin Ürdün’deki askeri üslerini İsrail’in kullanımına sunduğu yönündeki gelişmeler de gündeme gelmiştir. Bu gelişmelere bağlı olarak İran ve desteklediği unsurların kuvvetle muhtemel ABD’nin askeri varlığının Ürdün’den çekilmeyeceği değerlendirmelerinden ötürü bu cephe dahilinde caydırıcı bir mesaj vermiştir. Buna ek olarak, söz konusu saldırı, bölgedeki diğer ABD üslerine sahip olan Körfez ülkelerine yönelik (BAE ve Suudi Arabistan) düzenlenecek asimetrik saldırılarda artış ihtimallerine de işaret etmektedir.

[Hurşit Dingil, İran Araştırmaları Merkezinde (İRAM) Güvenlik Araştırmacısı olarak çalışmaktadır.]

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu