Kırgızistan’da Ulusal Bayrak Değişimi ve Yeni Dönem

Orta Asya’da güçlü sivil toplumu, bağımsız medyası, aktif siyasi muhalefeti ve sıkça yaşanan sokak protestolarıyla komşularından ayrılan Kırgızistan, hükümetin ulusal bayrağı değiştirme kararının ardından yeni bir süreç yaşıyor. Ekim 2023’te Kırgız Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, ülkesinin gelişmesini engelleyen şeylerden birinin ulusal bayrak olduğunu söyleyerek tartışmaları başlattı. Mevcut bayrağın ayçiçeğine benzediğini belirten Caparov, devletin güneşe bakmaktan başka bir şey yapamadığı için ayağa kalkamadığını dile getirdi. Caparov’un iddiası sembolik olarak ayçiçeğinin güneşi takip etmesinden dolayı zayıflık ve kölelik taşımasıdır. Hükümetin Kırgız bayrağının değişimiyle ilgili başlattığı tartışma, Caparov’un sembollere dayalı ulus inşa politikasının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Cumhurbaşkanı, başarısız olduğuna inandığı Kırgız ulus inşasını yeniden yapılandırıyor.

Caparov ve Kırgızistan’da Reformlar

Kırgızistan’ı Orta Asya’nın diğer devletleri olan Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan ve Tacikistan’dan ayıran temel bir farklılık söz konusudur. Bahsi geçen bu dört devletin her birinde lider ve siyasi otorite oldukça güçlü bir konumdayken, bu durum günümüze kadar Kırgızistan’da sağlanamadı. Bir noktada, ülkedeki hiçbir lider yahut organizasyon gücünü kabul ettiremedi. Siyasi hareketliliğin en kuvvetli olduğu bölge ülkesinde seçimler, demokrasi ve halk hareketleri de yoğun şekilde yaşanıyor. Ancak ülkede kronikleşen sorunlar, siyasi ve sosyal krizlerin devam etmesine yol açmaktadır.

Nitekim bağımsız Kırgızistan’da 2005, 2010 ve 2020 yıllarında üç devrim yaşanmış ve halk hareketleriyle iktidar değişmiştir. Bunlar ilki, 2005 yılında hükümetteki yolsuzluğa karşı tepkiler ve muhalefete yönelik baskıların ardından gerçekleşen, sonradan “Lale Devrimi” olarak da adlandırılan halk hareketleri sonrası gerçekleşmiştir. Cumhurbaşkanı Askar Akayev’in devrilmesiyle sonuçlanan sürecin ardından, Kırgızistan’da cumhurbaşkanının yetkileri sınırlandırılırken parlamentoya daha fazla yetki verildi. 2010 yılında ise ekonomik sıkıntılar ve ülkenin güneyinde yaşanan etnik çatışmalar kalabalık sokak gösterilerine dönüştü. Cumhurbaşkanı Kurmanbek Bakiyev’in iktidarını kaybetmesine sebep olan olaylar, Kırgızistan’ı daha da istikrarsız bir noktaya taşıdı.

Bu siyasi aktivizm Kırgızistan’ın zaman zaman “demokrasi adası” olarak lanse edilmesine neden olsa da kronikleşen siyasi istikrarsızlık Kırgız halkı için ciddi problemlere yol açtı. Mevcut Cumhurbaşkanı Sadır Caparov da Ekim 2020’deki sokak protestolarının ardından iktidara geldi. Bu tarihten itibaren de ülkedeki siyasi istikrarsızlığı bitirmeye çalışan bir politika takip etmeye çalışmaktadır. Kırgızistan’ın otuz yıllık bağımsızlık sürecinde üç devrimle karşılaşması, siyasi sistemin zayırflığını ortaya koyuyor. Caparov, daha önceki üç selefinin kaderini yaşamamak için ülkede yeni bir süreç takip etmektedir.

Kırgız Cumhurbaşkanı, yakın müttefiki Kırgızistan Milli Güvenlik Devlet Komitesi Başkanı Kamçıbek Taşiyev ile birlikte önceki dönemlerden farklı olarak daha sert ve kararlı bir yönetim izliyor. İktidarının hemen ardından anayasa reformu yapan Caparov, parlamentonun yetkilerini azaltıp, cumhurbaşkanının yetkilerini artırdı. Bunu ceza ve vergi kanunlarındaki yeni düzenlemeler takip etti. Özellikle 2021’den itibaren protestolara yönelik tutuklamalar ve cezalar arttı. İç politikada bu adımlar atılırken, dış politikada da kronikleşen problemler çözülmeye çalışılmaktadır.

Kırgız hükümeti sınır anlaşmazlıklarından dolayı periyodik olarak çatışma ve kriz yaşadığı Özbekistan ve Tacikistan ile anlaşma zemini oluşturdu. Özbekistan ile otuz yıldır devam eden sınır anlaşmazlıkları, 2023 yılında çeşitli arazi takasları ile sona erdirildi. Kırgız muhalefeti anlaşmanın içeriğine dair yoğun itirazda bulunsa da hükümet taviz vermedi. Tacikistan ile 2022’de yaşanan ölümcül sınır çatışmalarının ardından bu ülkeyle de yapıcı müzakeler devam ediyor. Bu yıl içerisinde nihai bir anlaşmanın imzalanması beklenmektedir.

Bayrak Sembolü ve Kırgız Ulus İnşası

Cumhurbaşkanı Caparov’un Kırgız bayrağının değişimiyle ilgili başlattığı süreç, sembollere dayalı Kırgız ulus inşasının bir yönü olarak değerlendirilmelidir. Aslında birçok otoriteye göre 1992’de kabul edilen Kırgızistan’ın canlı kırmızı bayrağının ortasındaki asimetrik sarı, ayçiçeğini değil yurt olarak adlandırılan geleneksel çadırların tepesinde yer alan tunduk ve ondan yayılan dalgalı çizgiler ise güneş ışınlarını temsil etmektedir. Ancak hükümet vekilleri, bayrağın yumuşak özelliklerini değiştirerek benzer renkli ancak daha sivri ve pürüzlü bir tasarım önerdiler. Caparov da bu yeni bayrağın kabul edilmesiyle birlikte Kırgızistan’ın artık kimseye bağımlı olmayacağını ve güneşin ülkenin üzerinde parlayacağını savunan açıklamalarda bulundu.

Nitekim Kırgız Parlamentosu, Aralık 2023’de gerçekleştirilen oylamayla bayrak değişikliğini onayladı. Asıl tartışma ise Kırgızistan’ın yeni bayrağının 1 Ocak’ta Bişkek’teki ana meydanda göndere çekilmesiyle başladı. Kırgız kamuoyunda, yeni bayrağın parlamentoya sunulan tasarıdan farklı olduğuna dair eleştiriler oluştu. Sosyal medyada merkezi motiften parlayan sarı ışınların sayısının kırk değil otuz dokuz olduğu iddia edildi. Bayraktaki ışın sayısı kırk Kırgız kabilesini temsil ettiği için tepkiler arttı. Bu gelişmeler üzerine hükümet sözcüsü, bayrağın doğru olduğunu ve çıkan haberlerin asılsız olduğunu açıkladı.

Bu noktada, 3 Ocak gecesi Bişkek belediye çalışanları bayrağı indirip ışınları saydıkları bir videoyu yayınladılar. Ancak videonun gece çekilmesi ve yanlış bayrağın yenisiyle değiştirildiğine dair iddialar, hükümete yönelik sosyal medyadaki tepkileri devam ettirdi. Bunun yanı sıra muhalif milletvekilleri de yeni bayrağın parlamentoda onayladıklarından farklı olmasına tepki gösterdiler. Özellikle bu durumu Kırgız parlamentosunun karar alma yetkisine yönelik bir meydan okuma olarak yansıttılar. Ayrıca yeni bayrağın 1 Ocak’ta resmi tören bile yapılmadan göndere çekilmesi de eleştirildi. Bir anlamda Ekim 2023’de başlayan tartışmaların bir oldu bittiye getirildiği iddiası üzerinde duruldu.

Bu tartışmaların ardından ulusal bayrağın değişimine karşı olanlar, Bişkek’te çeşitli protestolar düzenledi. Özellikle bu kararın bir halk referandumunun ardından alınması gerektiğini savunanlar, eylemlere öncülük etti.  Ancak bir süredir devam eden tutuklamaların etkisiyle, protestolara katılım geçtiğimiz yıllara kıyasla oldukça düşük kaldı. Nitekim hükümet yekilileri, yeni bayrakla ilgili “sahte bilgi” yayan herkesin cezalandırılması çağrısında bulundu. Son yıllarda yaşanan gelişmelerden dolayı Batı merkezli insan hakları örgütleri, Kırgızistan’ın demokrasi notunu düşürüp siyasi aktivizmin yavaşladığını raporladı.

Ancak Caparov ve izlediği politikaların halkın desteğini aldığı da ileri sürülebilir.  Çünkü hâlâ güçlü bir sivil topluma sahip olan ülkede, son yıllarda izlenen politikalar çoğunluk tarafından kabul görmektedir. Özellikle siyasi istikrarsızlıktan ve yerel yöneticilerin yolsuzluklarından bıkan Kırgız halkı, Caparov’un oluşturmaya çalıştığı güçlü lider imajını desteklemektedir. Kırgız Cumhurbaşkanı ise geçmiş dönemdeki politikaları, ülkedeki siyasi istikrarsızlığı ve dışa bağımlılığı eleştirerek, yeni bir dönemin başladığı mesajını vermeye çalışmaktadır. Bayrak değişimi gibi sembolik adımlarla, başarısız bulduğu Kırgız ulus inşasını da yeniden yapılandırmaktır.

 

[University of York’ta doktora çalışmalarına devam eden Burak Çalışkan, Orta Asya siyaseti, Rus dış politikası ve Avrasya jeopolitiği konularında çalışmaktadır.]

 

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu