Gazze Direnişi Sonrası Dünya

Yaklaşık 100 yıl boyunca İsrail tarafından aşama aşama işgal edilen Filistin topraklarının küçük bir parçası Gazzelilere ait. Gazzelilerin on yıllardır devam eden baskı, zulüm ve tecride karşı başlattığı en büyük isyan iki ayını doldurdu. Vatanlarını ve onurlarını savunan bu halkın haklı direnişine karşı İsrail, Batı’nın ve özellikle ABD’nin siyasi ve askeri desteğini alarak asker sivil ayrımı gözetmeksizin bombalar yağdırmaya devam ediyor. İsrail’in insan haklarını ve uluslararası hukuku hiçe sayan saldırılarında ölenlerin büyük bir kısmı kadınlar ve çocuklar oldu.

Acımasız saldırılara karşı Gazzelilerin direnişi, dünya çapında psikolojik ve jeopolitik sonuçlara yol açtı. Dünya artık eskisi gibi değil. İsrail’in dezenformasyonundan kaynaklanan kısa bir tereddütten sonra dünya halkları gerçeği gördü ve sokaklara döküldü. Filistin halkının haklı davası uzak yakın tüm coğrafyalarda makes buldu. Dünya halklarının bu duyarlılığı ve tepkileri yönetimlerin İsrail’e olan desteğini önemli ölçüde zayıflattı.

Diğer yandan tüm dünya, İsrail’in saldırılarına açıkça destek veren Batı ve özellikle ABD’nin insan hakları ve uluslararası hukuk söylemlerinin içinin boş olduğunu açıkça görmüş oldu. İsrail öncelikle iki milyondan fazla insanın yaşadığı Gazze’yi tüm dünyadan tecrit etti, yardımları engelledi, elektriğini, suyunu ve iletişim kanallarını kesti. Devamında Gazze’ye asker sivil ayrımı yapmadan saldırdı. Sivillerin toplu halde bulunduğu alanları, ibadethaneleri, pazar yerlerini, mülteci kamplarını, binaları, hastaneleri ayrım gözetmeden vurdu. Hatta kullanılması yasak olan fosfor bombaları kullandı. Bütün bu insan hakları ihlalleri yaşanırken Batı ülkeleri ve ABD, İsrail’e askeri destek vermeye devam etti.

Bu çifte standart, yüzyıllardır oluşumu için mücadele edilen insan hakları ve uluslararası hukuk değerlerinin daha fazla aşınmasına neden oldu. Bu aşınma aynı zamanda bu değerleri korumak için oluşturulan Birleşmiş Milletler (BM) örgütünün işlevselliğine de büyük zarar verdi. BM artık insan haklarının korunmasında, uluslararası barışın tesisinde daha az dikkate alınacaktır. Şu daha iyi görüldü ki, bu haliyle BM, insan hakları ve uluslararası hukuk gibi değerleri araçsallaştıran Güvenlik Konseyi daimi üyelerinin tasallutundan kurtarılmadıkça insanlığın yararına işlemeyecektir. BM Genel Sekreteri Guterres’in de dediği gibi, “Gazze Şeridi’nde ateşkes kararına gücü olmadığı için BMGK’nın otoritesi ve güvenilirliği zedelendi”.

Gazze direnişi dünya çapında jeopolitik etkilere de neden oldu. Direnişin en önemli jeopolitik etkisi ABD’nin Orta Doğu’ya yeniden dönmek zorunda kalmasıdır. ABD, Obama döneminde başlayan, Trump döneminde hızlanan, Biden döneminde de devam eden Ortadoğu’dan çekilme ve Rusya ve Çin’e odaklanma stratejisi izliyordu. Gazze ayaklanmasından sonra ABD askeri gücüyle tekrar Ortadoğu’ya dönmek zorunda kaldı. Amacı İsrail’in güvenliğini sağlamak ve savaşın bölgeye yayılmasını engellemek. Ancak ABD’nin yeniden bölgeye odaklanması hem gücünü dağıtmasına hem de Rusya ve Çin üzerindeki ABD baskısının azalmasına neden olacağı açıktır. Bu durumda küresel güç mücadelesinde ABD’nin eli daha fazla zayıflayacaktır.

ABD’nin insan haklarını açıkça ve zalimce ihlal eden İsrail’i desteklemesi, yumuşak güç imajına büyük zarar verdi. Yumuşak güç unsurları ABD hegemonyasının önemli bir dayanağı olmuştur. Bundan sonrası için ABD, hegemonyayı sürdürmek için daha fazla sert güç unsurlarına, kaba kuvvete başvurmak zorunda kalacaktır. Bu, askeri harcamaların artışı ve dolayısıyla daha fazla maliyete katlanma anlamına gelmektedir. Ayrıca yakın zamanda Rusya’ya karşı uygulamaya konan ekonomik yaptırımlar nedeniyle alternatif uluslararası ödeme sistemleri arayışları ABD dolarının hakimiyetine zarar vermeye başlamıştı. Bu bakımdan ABD’nin yumuşak gücünün aşınması, katlandığı maliyetlerin artması ve doların zayıflaması küresel güç geçişini hızlandıracaktır.

Diğer yandan ABD’nin İsrail’in yanında yer alması dolayısıyla yaşadığı/yaşayacağı itibar ve güç kayıpları, diğer büyük ve bölgesel güçleri kendisine karşı daha fazla yakınlaştırmaktadır. Bu durum Rusya ve özellikle de Çin için yeni etki alanları ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca bölgesel güçler için de ABD’ye karşı yumuşak dengeleme imkanları artmaktadır. Bu nedenle Gazze ayaklanması sonrasında dünya, jeopolitik dengeler açısından eskisi gibi olmayacak, güç geçişi ve değişim daha hızlı olacaktır.

Selim Dursun

Araştırmacı

Dr. Selim Dursun, Gelir İdaresi Başkanlığında uzman olarak görev yapmaktadır. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde 2003’te tamamladı. Yüksek lisans derecesini “Bölgesel Devlet ve Özerklik Kavramları Bağlamında Gürcistan ve Acara Özerk Cumhuriyeti” başlıklı teziyle 2011’de Sakarya Üniversitesi’nden alan Dursun, doktora derecesini de yine aynı üniversiteden “Küçük Devlet Dış Politika Analizi: Gürcistan ve Tunus Örnekleri” çalışmasıyla 2018’de almaya hak kazandı. Çalışma alanları arasında bölgesel güvenlik, zayıf devlet dış politikası, güç geçişi gibi konular yer almaktadır. Türkiye Araştırmaları Vakfı’nda araştırmacı olarak çalışmaktadır.
E-posta: sdursun@turkiyearastirmalari.org

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu