İyi Parti Olmak ya da Olmamak Yol Ayrımında

14-28 Mayıs seçim yenilgisi sonrasında muhalefette doğal olarak bazı değişimlerin olması kaçınılmazdı. Bunun en büyük örneğini Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan olaylı kongre neticesindeki genel başkan değişikliği ile gördük. Muhalefet bloğuna eklemlenen minör sağ partiler her ne kadar kaybeden tarafta yer alsa da kendileri güçlerine göre çok fazla milletvekili çıkardıklarından ötürü bu seçimi bir başarısızlık olarak görmüyorlar. Bu durumda geriye CHP dışında muhalefetin içindeki milliyetçi oluşumlar kalıyor. İyi Parti bu tablo içinde öne çıkan siyasi oluşum.

İyi Parti muhalefet bloğunun en güçlü ikinci partisi hem de muhalefetteki “sağ”ın en güçlü partisi olarak bu seçimde atılım yapması öngörülen partilerin başında geliyordu. 2023 seçimlerine doğru giderken İyi Parti için pek çok gösterge aslında pozitif yöndeydi. Bu seçim AK Parti’nin iktidardaki yirmi birinci yılı (2015’teki dört aylık periyot hariç) olması sebebi ile ister istemez AK Parti’nin en yıpranmış olarak girdiği seçim olarak değerlendiriliyordu. Pandemi ile başlayan ekonomik kriz, sığınmacı ve kaçak göçmen sorunu bir de bunların üstüne gelen 6 Şubat deprem felaketi aslında İyi Parti için önemli bir fırsattı. Tüm bunlara uluslararası konjonktürde İyi Parti benzeri “yeni sağ” partilerin seçim başarısı eklendiğinde rüzgârı da arkasına aldığı takdirde iyi Partinin yüzde 17-18’leri görmesi çok şaşırtıcı olmazdı şeklinde yorumlar yapılıyordu. Elbette bunun gerçekleşebilmesi için İyi Parti’nin de bu süreci “iyi” yönetmesi lazımdı.

 Milletvekili Adaylık Tartışması

Milletvekili adaylarını belirleme süreci ile başlayan sıkıntılar 3-6 Mart sürecinde ayyuka çıkmış ve nihayetinde de seçim sabahında neredeyse geçen seçimle küsuratına kadar aynı oranda oy alınmasına ve milletvekili sayısının bire bir aynı olmasıyla neticelenmiştir. Buraya kadar gelinen süreçte dedikodular ayyuka çıkmıştı. “Milliyetçi Hareket Partisi’nde olmayan parti içi demokrasiyi” kendi partilerinde kurmak şiarıyla yola çıkan İyi Parti’de vekil adayları belirleme sürecinde hiçbir demokratik tutum alınmadı. Hatta ve hatta bazı “garanti” koltukların para ile alındığı konuşulmaya başlandı. Tüm bunların üzerine aynı son seçimde olduğu gibi meclis açılır açılmaz istifalar gelmeye başladı. Bu yazının yazıldığı tarihte kırktan otuz sekize düşen milletvekili sayısı mart ayında otuz beşin bile altına inecek gibi duruyor. Partiyi kuran ülkücü muhalif kadroların hatırı sayılır bir kısmı partiden ayrılıp yerine sağ liberal kadrolar gelmişti. Şimdi ise sağ liberal kadrolar ayrılıp yerlerine daha başka milliyetçi kadroların geldiğini görüyoruz. Zaten başa dönülecekse İyi Parti bu türbülansın içinden neden geçti sorusuna cevap ararken sık sık anlatılan ağa-maraba-atlı bağlamındaki bir fıkra ister istemez akla geliyor. Önümüzdeki günlerde en tepede yaşı büyüklerin orta-üst kademede daha genç yöneticilerin göz önüne çıkacağı bir İyi Parti’yle karşılaşılması muhtemeldir.

 İyi Parti’yi Bekleyen Senaryolar

İyi Parti’yi bundan sonra iki olası senaryo bekliyor. Birinci senaryoya bakıldığında İyi Partinin bu seçime tek başına girip toplam oyunun yüzde 3-4 bandına düşmesi ki bu senaryo gerçekleşirse İyi Parti de-facto olarak siyaset sahnesinden çekilir. Aldığı devlet yardımından ötürü bir süre daha varlığını sürdürse de artık major bir siyasi aktör olmaktan çıkma ihtimali yüksektir.

İkinci senaryo ise İyi Parti’nin oy oranını en azından koruduğu ve de bununla beraber en az üç tane şehir belediyesini aldığı olasılıktır. Tabii bu ikinci senaryonun gerçekleşmesi kadar nasıl gerçekleşeceği de önemli. Zira mevcut siyasi aritmetikte bunun olabilme ihtimali zayıf bir seçenek gibi görünmektedir. Birinci ihtimal; İyi Parti’nin yeniden CHP ile bir ittifakın içine girmesi ki bu durumda ilk defa CHP’den hak ettiği ölçüde bir pazarlık sonucu çıkarması gerekmekte, geçmişe baktığımızda bunun çok olasılıklı olmadığını görüyoruz. Ayrıca yıllardır CHP ile kurulan ittifaka karşı olan İyi Parti tabanı bu olasılığın gerçekleşmesinin önündeki en temel engeldir. İkinci ihtimale göre ise yerel seçimlere İyi Parti’nin tek başına veya yanına birkaç minör partiyi alarak girmesi ve de iki üç tane il belediyesi kazanmasıdır. Bu olasılık İyi Parti için açık ara en iyi sonucu doğuracaktır. Burada elde edilecek netice bir sıçrama tahtası olarak kullanılabilir.

 Yeni Meydan Okumalar

Bu senaryo ile ilgili en temel problem ise neredeyse kurulduğu günden beri İyi Parti’nin siyasi strateji manasında durmaksızın yaptığı yanlış seçimlerdir. Üçüncü ve bence en olası ihtimal İyi Parti’nin CHP’ye birkaç şehirde destek verip karşılığında CHP’nin yardımı ile bir iki belediye ve de kendi başına birkaç belediye kazanması olarak görülebilir. Bu senaryonun gerçekleşme ihtimali yüksek fakat gittikçe HEDEP çizgisine gelen CHP ile kurulacak bu kısmi ittifak dahi İyi Parti üst yönetimi için mayınlı bir alan oluşturacağından, ciddi bir rota çizme kabiliyeti gerektirecektir. Zira mayıs ayındaki seçimlerde CHP-HDP yakınlaşması İyi Parti’nin alanını ciddi şekilde daraltmıştı.

Tüm bunlara ek olarak Zafer Partisi’nin seçimde anketlerdeki tahminlerin ötesinde oy alması ve mevcut tabloda durumunu koruyor gibi görünmesi; yerel seçimlerin hemen sonrasında partisini kurma ihtimali yüksek olan Yavuz Ağıralioğlu’nun kamuoyunun bildiği isimleri transfer etmesiyle bu alanda İyi Parti’yi zorlayacak temel faktörler arasında görülmektedir. Tüm bunlara ek olarak sürekli “battı”, ‘’bitti”, ‘’yok oldu” denen Milliyetçi Hareket Partisi’nin son seçimlerle beraber Türkiye’nin üçüncü en büyük partisi olarak yerini sağlamlaştırması İyi Parti’nin önündeki en büyük potansiyel engeldir. Netice itibariyle önümüzdeki dört buçuk ay İyi Parti için şu önemli sorunun cevabını verecektir: “Olmak ya da olmamak.” İşte bütün mesele bu bağlamda sıkışmış görünüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu