“Yerli ve Milli” 2023 Seçimleri: Milli İradenin “Milliyetçi” Tavrı

14 Mayıs 2023 tarihinde düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimleri, sonuçları kadar süreçleriyle de derin analizlere konu olacak ve Türk Siyasi Tarihi içerisinde yıllar sonra bile müstesna bir yere sahip olacak şekilde rekor katılım oranıyla gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanlığı seçimleri mevcut cumhurbaşkanımızın en yakın rakibine yaklaşık 5 puanlık bir fark atmasına rağmen %50+1 oy oranı için %0,5’lik orana ihtiyaç duymasından dolayı ikinci tura kaldığı, Cumhur İttifakının 323 vekil ile TBMM dağılımında zafer kazandığı bu seçim sandıktan çıkan mesajlar ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önümüzdeki beş yıl hangi meselelerin öncelikli ehemmiyete sahip olarak yönetileceği açısından da önemli ipuçları içermektedir.

Öte yandan, Türkiye’deki seçime yönelik yapılan anketlerin ise ne denli manipülasyon altında kaldığını ve seçmen iradesini ölçmekten uzak kaldığını görmemiz açısından 2023 seçimleri müstesna bir yere sahiptir. Cumhur İttifakının gücünü koruması, en önemlisi de ittifak bileşenlerinden Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) göstermiş olduğu başarı seçim sonuçlarına ilişkin, milliyetçi hassasiyetlerle hareket eden seçmen sosyolojisinin derinlemesine incelenmesi gerektiğini bizlere göstermiştir.

Seçimlerin sonucunda yapılan ilk yorumlar; “kazananlar milliyetçiler”, “yükselen milliyetçilik” ve “milliyetçiliğin sürpriz oy oranı” gibi başlıklar içermekteydi. Açıkçası milli hassasiyetlerin hem mevcut hem de yeni oy kullanan genç seçmen üzerinde etkilerinin yüksek olduğu ortadadır. Fakat bunu “yeni” ya da “beklenmeyen” bir sonuç olarak yorumlamak yanlış olur. Küresel anlamda, son 100 senedir, I. ve II. Dünya Savaşları arasındaki dönem ve 2000’lerin başındaki ilk on yıllık dönem haricinde toplumların en büyük hassasiyetlerini belirleyen ve seçimlere yön veren olgu milli meselelerdir. Hele ki; son on yıl içerisindeki küresel krizlerin, pandeminin ve bölgesel savaşların çıkmazında Türkiye için de milli meseleler ve devletin bekası seçimler nezdinde seçmen tarafından karar verme aşamasında ön planda tutulmuştur.

Milli Hassasiyetler

Türk siyasetinde milliyetçiliğin amiral gemisi olan MHP son dört seçimde kendi seçmen kitlesini vermiş olduğu tercihlerle konsolide etmeyi başarmış, MHP’den ayrılarak merkez-sağ eğilimlere yönelen ve aday tercihlerini de pek çok bölgede bu şekilde yapan İyi Parti, bir önceki genel seçimlerdeki oy oranına yakın bir sonuç elde etmiş ve farklı siyasi görüşten pek çok kişi ise bireysel anlamda milliyetçi söylemlere ağırlık veren Sinan Oğan lehine oy kullanmıştır.

AK Parti’nin milliyetçi politikaları önceleyen son dönemi içerisinde seçmenlerinin milli menfaatleri önceleyen pek çok unsurdan etkileniyor olması, CHP içerisinde Kemalist saikleri benimseyen bir kitlenin, az da olsa, hala var olması ve Memleket Partisindeki eski CHP’lilerin hem parlamento hem de cumhurbaşkanlığı seçiminde milli meseleler eksenli oy vermiş olması bize sadece MHP-İP-Sinan Oğan kümesi içerisindeki milliyetçi yaklaşımları değil aynı zamanda da Türk seçmeninin %50’sini bulan “milli hassasiyetleri” de göstermektedir. Bütüncül bir okuma yapacak olursak, oy oranlarından bağımsız bir şekilde söyleyebiliriz ki; 28. TBMM’yi ve 13. Cumhurbaşkanlığı makamının icraatları milli hassasiyetler doğrultusunda gerçekleşecektir.

Bu noktada hem meclis içerisinde güçlü bir şekilde temsil edilen hem de 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimlerine de avantajlı girecek olan Cumhur İttifakı’nın ana bileşenlerinden biri olan Milliyetçi Hareket Partisi’dir. Anketlerin kasıtlı manipülasyonlarına rağmen Türk seçmeninin güvenini kazanarak meclise ve ittifaka güçlü bir irade koyan MHP, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi’nin kampanya dönemi boyunca önemli bir siyasi partneri olarak konumlanmıştır. MHP Lideri Sn. Devlet Bahçeli Beyefendi’nin cumhurbaşkanı yardımcılığı yahut bakanlık gibi Millet İttifak’ının seçmen gözünde kredisini azaltan herhangi bir pazarlığa girişmemesi de, seçmen nezdinde takdir toplamış ve Cumhur İttifak’ının ikinci tur öncesindeki temel prensiplerini belirleme açısından da kamuoyuna önemli ipuçları vermektedir. Zira, ikinci turda hem Cumhur hem de Millet İttifakları açısından hayati öneme sahip ATA İttifakı adayı Sinan Oğan’a verilen %5’lik oy oranının seçim pazarlıklarına konu olmasının bir noktada önüne geçilmektedir.

İkinci Turun Belirleyeni Kim Olacak?

2023 seçimleri özelinde, ATA İttifakının adayı olan Sinan Oğan 14 Mayıs sonrası süreçte açıklamaları ve ikinci turda vereceği destek kararı açısından Türk kamuoyunun fazlaca ilgisine mazhar olmuştur. Açıkçası, bunda beş yıldır herhangi bir siyasi hareketin içinde bulunmamasının payı yüksektir. Zira, kendisine çok fazla söylem eleştirisi getirilmemektedir. Bunda ise elbette, oluşturduğu risk payının göz ardı edilebilirliğinin de etkisi büyüktü. Sinan Oğan başta terörle mücadele, siyasi istikrar, Türk Devletleri Teşkilatı, deprem ve milli savunma gibi konuları önceleyerek destek konusunda Cumhur İttifakı lehine bir karar vererek bu konuyu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile istişare etmişlerdir.

Öte yandan, Sinan Oğan ve Ümit Özdağ’ın bu süreçte aynı tavrı göstermedikleri görülmüştür. Özdağ, Millet İttifakı ile anlaşmış ve Kılıçdaroğlu lehine açıklamalarda bulunarak daha önce eleştirdiği bir tablonun içinde yer almıştır. Burada temel meselelerde ciddi ayrımlar gözükmektedir. Terörle mücadele, sığınmacılar meselesi, anayasanın korunması ve kayyumlar gibi temel meseleler hali hazırda Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veren blok içerisindeki pek çok bileşenle uyumlu çalışabilmesi ve bu stratejiyi de Oğan’a oy veren kitleye anlatabilmesi imkânsız görünmemektedir. Ayrıca Kemal Kılıçdaroğlu; Selahattin Demirtaş’a ve Osman Kavala’ya özgürlük istemesi, terör faaliyetlerini önleyen kayyumları kaldıracağını söylemesi, DEVA ve Gelecek Partisi’nin küreselci dış politikasını Millet İttifakına entegre etmesi ve buna benzer pek çok sebepten dolayı Özdağ’ın Kılıçdaroğlu’na desteği mevcut Millet İttifakı içinde tartışmalara neden olmuştur.

Sinan Oğan’ın Cumhur İttifakı’na olan desteğinin ardından Ümit Özdağ’ın Millet İttifakı desteğinin nasıl bir sonuç üreteceği sandıkta görülecektir. Bu tablo içinde ATA İttifakı adayı Sinan Oğan’a verilen 2,5 milyon oy sandıktan çıkan milliyetçi motivasyonun da etkisiyle Vaşhington, Kandil ve Brüksel ile yakın ilişkileri bulunan Kılıçdaroğlu’na gitmeyeceğini söylemek mümkündür. Bu en makul projeksiyon çerçevesinde ise 28 Mayıs’ta düzenlenecek olan ikinci tur neticesinde mevcut Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın önemli oranda bir oy farkı ile tekrar seçilmesi ise muhtemel netice olacaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu