Ukrayna Savaşı, Rus askeri düşüncesi ve Gerasimov Doktrini

Mart 2022’de Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı “özel askeri operasyon” 1. yılını geçmişken Rusya’nın askeri performansı oldukça tartışılan bir konu olmuştur. Suriye, Libya ve Azerbaycan’dan sonra Ukrayna sahasında da TB2’lere karşı aciz duruma düşmeleri, akıllı mühimmat kullanma konusundaki yetersizlikleri, tanklarında yaşadıkları sorunlar ve tüm bunların yanında askeri strateji konusunda yapılan hatalar öne çıkmıştır. Bu da Rusya’nın Putin yönetiminde 2000’lerin başlarında uygulamaya koyduğu ordu modernizasyonu ve Şoygu/Gerasimov ekibinin tartışılır konuma gelmesine sebep olmuştur.

Rus stratejik düşüncesi ve savaş yapma biçimi tarihsel olarak farklı tecrübeler sonucu şekillenmiş ve günümüze ulaşmıştır. Tarihte Rus coğrafyasının uğradığı işgaller, Rus stratejik düşüncesinin agresif olarak savunma yapması ve komşu ülkelerin zayıflatılması fikrinin gelişmesine sebep olmuştur. Ayrıca Soğuk Savaş döneminde ABD’nin uyguladığı çevreleme politikası da Rus düşüncesini derinden etkileyen bir konu olmuştur.

Soğuk Savaş sonrası Rus ordusu, askeri olarak ABD karşısında yenilmemiş, devasa ama hantal bir nükleer güç şeklindedir. Bu yüzden 90’lı yıllar ordunun küçültülerek modernize edilmesi ilkesi doğrultusunda geçmiştir. 1994 Çeçen savaşında Grozni ele geçirilirken verilen kayıplar ve ordunun teknik eksiklikleri de bu modernizasyon hareketini tetikleyen etkenlerdendir.

Ancak bu değişim Rus tipi savaş biçimi ve stratejik düşüncesi açısından yeterince anlamlandırılamadı. Kimileri bu modernizasyona büyük büyük anlamlar yükledi ve 2014’te Ukrayna’da yaşananları ve Kırım’ın ilhakı sürecini hibrit savaş, Rusya’nın hibrit savaş kullanımı da Gerasimov Doktrini olarak adlandırdı. Ancak mevcut Ukrayna işgalinde yaşanan sıkıntılar göz önüne alındığında Rusların ordu modernizasyonu, doktrinel değişim gibi konularda ciddi eksiklikleri olduğu ortaya çıkmıştır. Halbuki 2010’larda Putin’in ABD önderliğindeki uluslararası sisteme başkaldırısı ve çok kutupluluk vurgusu, 2014 Ukrayna krizi ölçüsünde Rusya’nın modernizasyon başarısının bir sonucu olarak okunmaktaydı.

Hibrit savaş çalışmaları 2014-2019 arası oldukça popüler olsa da gelen ciddi eleştirilerle modası geçti. Gerasimov Doktrini daha öncesinde de tartışmaya açılmış olsa da 2022 Ukrayna savaşıyla da tüm anlatı yerle bir oldu denebilir. Ancak yerle bir olan sadece doktrin değil, tüm bir Rus ordu modernizasyonu literatürü oldu. SSCB sonrası tüm odağını hantal orduyu modernize etmek ve yeni döneme uygun bir harekât planı geliştirmek olan Rusya’nın bunu Putin liderliğinde Şoygu- Gerasimov ile başardığı söyleniyordu. Gerasimov’un 2013 yılında yazdığı ve doktrininin dayandırıldığı makalede de söylenen, Batının yeni savaş biçimleri geliştirdiği ve Rusların da buna cevap vermedeki yetersizliğiydi. Halbuki bu yanlış yorumlanarak sanki Rusların yeni bir savaş biçimi geliştirdiği anlamı yüklendi.

Gerasimov Doktrini kavramını ortaya atan Rusya uzmanı Galeotti’nin bile 2018’de özür dileyerek bu kavramın gerçekte var olmadığını söylemesi, literatürün gittiği yanlış yolu göstermesi açısından oldukça değerlidir. Rusların ağır bombardıman ve hava üstünlüğünün kara birliklerine sağladığı büyük avantaj kara unsurlarının ve doktrinin başarısı gibi yanlış okunmuştu.

Literatüre göre Rus stratejik düşüncesi, tarih boyunca uğradığı işgaller ve savunmaya elverişsiz coğrafya nedeniyle savunmayı komşu devletleri zayıflatarak yapmak olarak şekillendi. Bu da 18. yüzyılda çarlığın Avrasya’ya girmesiyle yayılmacı bir politika olarak ortaya çıktı. Rusya’nın Avrasya’ya girmesi öyle büyük bir olaydı ki 19.yüzyıl İngiltere ile Rusya’nın The Great Game adıyla mücadele etmesine, Osmanlı’nın şark meselesi adı altında bir mücadele sahası haline gelmesine sebep oldu. Son 200 yılda yaşanan Türk Rus savaşları da düşünüldüğünde Rusların sıkıştığı bu coğrafyadan çıkma arayışı “sıcak denizlere inme” üzerinden açıklanır olmuştu.

SSCB döneminde Rus ordusu, bir nükleer güç olarak ağır ateş gücüne bağımlı olan ancak yüksek teknolojiden ve nokta hedef vurma kapasitesinden mahrum, asimetrik mücadeleye uygun olmayan bir yapıya sahipti. Çeçen savaşlarında düzensiz gruplara ve gayrinizami harp metoduna karşı yaşanılan sıkıntılar da ordunun içinde bulunduğu durumun bir sonucu olarak ortaya çıkmıştı. Rus ordusu bu sorunu Grozni’yi havadan yerle bir ederek çözmüş, yıllar sonra Suriye’de Halep kuşatması ve muhalif bölgelerin bombalanması sürecinde de bu ağır ateş gücüyle eksikliklerini kapatma yoluna gitmiştir.

Bir diğer zayıf nokta ise savaşın uzun süreler devam ettirilmesinin askeri, siyasi ve ekonomik maliyetinin karşılanması olduğu için hızlı zafer alma ve özel operasyon mantığı giderilmeye çalışılmıştır. Bunu da 2014’te Kırım’da “yeşil küçük adamlar” adlı paramiliter gruplarla çözmüş, 2022’de ise Kiev cephesine yoğunlaşarak başkentin düşürülmesiyle savaşın hızlıca kazanılması hedeflenmiştir. Ancak 2014’ün aksine Kiev cephesinde başarısız olunması ise Rusya’nın SSCB döneminden miras kalan ve 30 yıldır giderilemeyen tüm sıkıntılarının ortaya çıktığı bir savaş ortamı oluşturmuştur. Dolayısıyla Ruslar, asimetrik tehditlere karşı zorlandıkları gibi, konvansiyonel savaşın uzayarak maliyetinin arttığı senaryoda da oldukça zorlanmıştır. Hava üstünlüğünü tesis edememesi ve özellikle ABD’nin savaşı bir yıpratma savaşı haline çevirmesi de Rusların Ukrayna’da askeri olarak yaşadığı zorlukların en önemli sebeplerindendir.

Sonuç olarak Rus ordusu, Çeçen savaşları ile Gürcistan müdahalesiyle modernizasyon ihtiyacı görünen, bunun sonucunda Şoygu ve Gerasimov ile bu işe girişen, 2014’te Ukrayna’da yerel örgütlenmelerle başarı kazanmış ancak hala SSCB döneminden kalma bir orduydu. Kırım ilhakı ve Suriye müdahalesinin yarattığı ortam ile hem Ruslar kendi sorunlarını göz ardı etti, hem de Batı Rus tehdidini olduğundan büyük gösterme eğilimine girdi. Hibrit savaş ve Gerasimov doktrini de bu eğilimin bir sonucuydu. Rusların asimetrik tehditlere karşı zaafı ve teknolojik yetersizlikleri en çok Türkiye karşısında görünür olsa da göz ardı edildi. Libya, Karabağ ve Bahar Kalkanı Harekâtı Rus ordusu hakkında yeterli bilgiyi veriyor olsa da Batının görmesi için Ukrayna savaşı gerekti. Yakın gelecekte de Rusların petrol ve doğalgaz gelirlerine rağmen ordu modernizasyonunda ilerleme kaydedemeyeceği ve Ukrayna başarısızlığının sonuçlarını uzun yıllar boyunca hissedeceği iddia edilebilir.

Ahmet Arda Şensoy

Araştırmacı

Ahmet Arda Şensoy, The University of Nottingham’da doktora çalışmalarına devam etmektedir. Lisans eğitimini İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde 2015’te tamamlayan Şensoy, yüksek lisans derecesini ise “Rusya’nın Hibrit Savaş Stratejisi ve Suriye Örneği” başlıklı teziyle 2018’de almaya hak kazandı. Çalışma alanları arasında Suriye iç savaşı, vekâlet savaşı, askeri strateji ve Orta Doğu siyaseti gibi konular yer almaktadır. Türkiye Araştırmaları Vakfı’nda araştırmacı olarak çalışmaktadır.
E-posta: aasensoy@turkiyearastirmalari.org

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu